






Kaygı kişinin korku veya tehdit edici bir duruma karşı verdiği bedensel ve ruhsal tepkidir. Kaygı bozuklukları ise çok sık gördüğümüz ruhsal bir rahatsızlıktır. Birçok kişi hayatının bir döneminde anksiyete yaşamış olabilir. Bazen kaygılı olmak çok normaldir. Fakat kaygı bozukluğu süreklilik gösteren kaygı duygularından oluşur bu nedenle kişinin günlük işlerini aile ve sosyal yaşamını etkileyebilir.
Yaşadığınız kaygılar sizi sürekli meşgul ediyor yaşamınızı aksatıyor ve fizyolojik sonuçlar doğuruyorsa kaygı bozukluğunuz var demektir. Eğer korktuğunuz durumlardan kaçmaktaysanız ve durum tekrarlıyorsa dikkat edilmelidir.
Duygusal ve Fizyolojik Belirtileri
Korku huzursuzluk endişe çaresizlik hissi ve panik olma durumu duygusal belirtileridir
Çarpıntı kan basıncında değişiklik terleme boğulma hissi nefes darlığı kusma ishal ve bayılma hissi ise fizyolojik belirtileridir
Kaygıyı Önlemek İçin Yapılacaklar
Hayat tarzımızı değiştirebiliriz düzenli sağlıklı bir hayat ile sürekli yaşanan stresten uzak durarak kaygıyı önleyebiliriz
Fiziksel egzersiz spor yapmak işe yarayan yöntemlerden birisidir
Davranış tedavisi uzmanlar eşliğinde kaygı duyulan durumun üzerine gidilerek yapılan çalışmalardır. Bu şekilde bir tedavi ile kaygı önlenebilir.
Anksiyete ilaçları kullanılabilir. Psikiyatrist tedavisi sonrası antidepresanlardan yardım alınabilir. Eğer bu süreç içerisine psikolog eşliğinde bir terapi ile destek verilecek olursa iyileşme daha doğru ve kesin olabilir.
Unutmayalım davranış ve düşüncelerimiz değişirse kaygı ve stresimiz de oldukça azalacaktır.
Psikolog Aile Danışmanı
Arzu Koçaklı

Sosyal fobiyi tanımlamak gerekirse sosyal durumlardan rahatsızlık duyma sosyal ortamlardan kaçınma olarak ifade edilebilir. Çevrelerinde ki insanlardan kendi davranışlarından ötürü olumsuz yargıları olacağını düşünürler. Genellikle rahatsız oldukları ortamlardan kaçınırlar. Eğer uzak duramamışlarsa oldukça kaygılı ve çekingen hissederler. Sosyal fobi yaşayan kişinin yaşadığı bu durum onun yaşamında birçok soruna neden olabilir. Örneğin arkadaşlık ilişkilerini geliştirmekte güçlük çekerler. Sosyal eğlencelere katılmazlar ve karşı cins ile ilişkilerinde güçlük yaşarlar. Eğer sosyal fobi sorunu çözülemez ise bu kişiyi ileride depresif ve mutsuz kılabilir.
Sosyal Fobi Neden Oluşur
Birçok nedeni olabileceği gibi bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum
Geçmişte yaşanılan utanç duyma aşağılanma ve mahcup olma hisler nedeni ile oluşabilir. Kişide bu yaşadığı olayların tekrarlayacağı korkusu vardır.
Sosyal ortamlar ile ilgili sürekli olumsuz düşünceler taşıyabilirler. Örneğin: kesin rezil olacağım, kimse beni beğenmeyecek, herkes kaygılı olduğumu anlayacak gibi düşünceler olabilir.
Sosyal ilişkilerde gerekli beceriyi öğrenememiş kişilerde sosyal fobi olabilir.
Duyulan kaygı hissi sosyal olmayı engelleyebilir.
Sosyal Fobiden Kurtulmak
Korkularınıza neden olan düşünceleri değiştirmek büyük bir ilerleme sağlar.
Olumsuzu düşünmemeli olumluya odaklanmalıyız.
Gevşeme yöntemlerini deneyebiliriz. Bunlar derin derin nefesler almak, olumlu cümleler ile kendimizi telkin etmek olabilir.
Ayrıca bir uzmandan yardım alarak sosyal fobiden kurtulabilirsiniz.
Unutmayın sosyal fobi günümüzde en çok görülen psikolojik sorunlardan birisidir. Her yaş grubunda ortaya çıkabileceği gibi daha çok da kadınlarda gözlenmektedir. Eğer sosyal fobiniz var ve bu durum sizin günlük yaşamınızı etkiliyor ayrıca sizi depresif yapıyorsa yardım almanız faydalı olacaktır.
Psikolog Aile Danışmanı
Arzu Koçaklı

Panik atak aniden herhangi bir yerde ortaya çıkan şiddetli korku ve endişe nöbetidir. Panik atak özellikle ölüm korkusu yaşatan bir nöbettir. Herhangi olumsuz sarsıcı bir olay yaşanmadığı halde beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilir.
Başlıca Sebepleri;
Elbette ki nedenleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir
Bazı fiziksel rahatsızlıklar da neden olabilir örneğin şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kan şekeri düşmesi vb
Bunların yanı sıra kişinin öncesinde yaşamış olduğu travmatik olaylar ve stresli bir yaşam da panik atağa sebebiyet verebilir
Elbette ki ruhsal sorunlar en çok etki eden faktör olmaktadır
Belirtileri;
Kalp çarpıntısı kalp atışlarını hissetmek
Terleme titreme
Nefes darlığı boğulma hissi
Göğüs ağrısı sıkıntı hissi
Bulantı ya da karın ağrısı
Baş dönmesi bayılacak gibi olma
Ölüm korkusu vb.
İnsan Hayatını Nasıl Etkiliyor
Panik atak yaşayan kişiler hastanelerin acil servislerine çok sık gitmektedirler bu da kişileri duygusal ve maddi açıdan yıpratmaktadır. Günlük yapılacak işlerini aksatabilir çevreleri ile problem yaşayabilirler. Panik atak nedeniyle birçok doktora gidip çözüm arayan birçok insan vardır. Tetkikler yapılıp herhangi bir neden bulunamadığında çevresindekiler tarafından ‘ bir şeyin yok ‘ denilerek anlaşılmamaktadırlar. Bu durum kişiyi ruhsal olarak zorlar ve daha çok stres yaşamasına sebebiyet verir.
Panik Atak Tedavisi Nasıl Yapılır
Panik atak tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde etkili bulunan ilaçların kullanımı faydalı olacaktır. Bunun için bir psikiyatristten destek almak uygun olacaktır. Bazı durumlar da tedavi sonrası kişinin panik atak rahatsızlığı tekrarlayabilir. Bu nedenle ilaç tedavisi yanı sıra bir psikolog eşliğinde tedaviye destek verilmelidir. Herhangi fiziksel bir rahatsızlığın panik atak belirtilerine yol açıp açmadığına bakılmalıdır. Tedavi de en önemli noktalardan birisi de stres kontrolünün sağlanması olacaktır. Günümüzün en yaygın psikolojik rahatsızlıklarından birisi olan panik bozukluk dikkate alınmalı ve tedavisi sağlanmalıdır aksi takdirde kişi ağır bir depresyona sürüklenebilir.
Psikolog Aile Danışmanı
Arzu Koçaklı

Kelime anlamı olarak umutsuzluk ve karamsarlığın güçlenmesi biçiminde belirtilen ruhsal bozukluk olarak ifade edilebilir. Yaşanılan depresyonun derecesi çok önemlidir. Hafif bir depresyon psikoterapi bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik tedavilere yanıt vermektedir. Fakat daha ağır yaşanmakta olan depresyon da hem ilaç hem de psikoterapi desteğine ihtiyaç duyulur. Depresyon bir duygu durum bozukluğudur. Bu durum birçok belirtinin bir araya gelmesi ile oraya çıkabilir. Anksiyete bozuklukları, boşanma, ebeveyn kaybı, madde veya alkol kullanımı, daha önce yaşanmış depresyon, kişilik yapısı, çocukluk travmaları, ekonomik sorunlar, hormonal değişiklikler bunlardan bazılarıdır.
Kadınlar depresyonu erkeklere oranla daha fazla yaşamaktadırlar. Ayrıca kadınlar da hamilelik dönemi doğum gibi biyolojik ve psikolojik olarak depresyona neden olabilecek özellikler vardır.
Çocukluk döneminde de depresyon gözlemlenebilir. Çocuklarda görülen depresyon belirtileri yetişkinlerde görülen depresyon neden ve belirtilerinden farklı olabilir. Örneğin çocuk depresyon sonucunda okul problemleri yaşayabilir anne babayı kaybetme korkusu yaşayabilir bu ve benzeri problemlere karşı ebeveynler dikkatli olmalıdır. Eğer çocukluk dönemi depresyonu tedavi edilmezse bu durum ileriki yaşlarda da devamlılık gösterebilir.
Depresyonun nedenleri nelerdir
Depresyonun birçok nedeni olabilir. Bunlar biyolojik genetik ve psikososyal olabilir. Çocukluk dönemi yaşanılan travmalar ile devam eden bir süreç de olabilir yetişkinlik sürecinde yaşanılan sorunlar sonucu da oluşabilir. Bazı nedenleri yazacak olursak;
Yaşanılan ayrılıklar
Hastalıklar
Çevrenin olumsuz etkileri
Aile içi sorunlar
Yoğun anksiyete
Korkular
Stresli bir yaşam
Depresyonu azaltmanın bazı yolları
İnsanlar ile olan iletişiminizi arttırın
Bir hedefiniz olsun amaçsız yaşamayın
Kendinizi mutlu etmeye çalışın
Sağlıklı yaşayın
Spor yapın
Bir şeyler yazın
Başkaları için değil kendiniz için yaşayın
Aileniz ile daha fazla vakit geçirin
Geçmişe veya geleceğe odaklı yaşamayın
Şimdiki zamanı yaşayın
Olumlu düşünün
Negatif olana değil pozitif olana odaklanın
Eğer depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız ve bu durum sizi çok zorluyorsa lütfen profesyonel destek almaktan çekinmeyin.
Psikolog Aile Danışmanı
Arzu Koçaklı

Stres üzerimizde hissettiğimiz baskı gerginlik ve kaygılı olma durumudur. Bildiğimiz gibi günlük yaşamın bir parçası olmakla birlikte her zaman çok kötü bir durum değildir. Eğer stres düzeyiniz hafif derecede ise bu sizin hayatınızda bir takım olumlu gelişmelere yol açabilir. Sizi harekete geçirebilir ve hedeflerinizi gerçekleştirmeniz için tetikleyici bir unsur olabilir. Her insan stresin kaynağının farklı bir nedeni olduğuna inanır örneğin okul, iş ve aile gibi oysaki bu etkenler tek başına stres için kaynak değildir. Burada ki asıl önemli nokta bizim çevremizde ki bu etkenleri algılayış şeklimiz ve içsel tepkilerimizdir. Açıkçası stres için tek neden olaylar değil bizim onlar ile etkileşimimiz de çok önemlidir.
Stresli Olduğumuzu Gösteren Bazı Belirtiler
Stres İle Başa Çıkma
Stresinizi asıl tetikleyen durumları belirledikten sonra bazı durumların kontrol edilebilir bazı durumların ise kontrolünüz dışında kaldığını kabullenmeniz gerektiğini göreceksiniz. Değiştirilebilir stres kaynakları ile başa çıkmak için probleme odaklı bir çözüm yolu izleyebiliriz. Değiştirilmesi pek mümkün olmayan durumlar karşısında ise o duruma gösterilen duygu ve tepkiler üzerinde çalışmak gerekir. Önemli olan duyguları kontrol etmek ve değiştirmektir.
Kontrol Edilebilir Durumlar İçin Uygulamanız Gereken Yöntemler
Kontrol Edilemeyen Durumlar İçin Uygulamanız Gereken Yöntemler
Kendimizi ne kadar iyi tanırsak kendimize faydamız o kadar çok olacaktır. Stres kaynağımızı tanırsak çözüme ulaşmak daha rahat olacaktır. Önemli olan değiştirebileceğimiz durumları elimizden geldiğince iyileştirmek kabullenmemiz gerekenlere ise destek almak ve biraz da sabır diyebilirim.
Arzu Koçaklı

Aile içinde yaşanan kavga ve tartışmalar çocukları olumsuz şekilde etkiler. Özellikle küçük yaştaki çocuklar anne baba tartışmalarına çok fazla tanık oluyorsa aileyi kaybetme ortada kalma korkusu yaşarlar. Ayrıca çocukların büyük çoğunluğu kavgaya kendilerinin sebep olduğunu düşünerek suçluluk hissetmektedir. Çocuklar anne ve babayı model alarak öğrenirler örneğin sevgi öfke kızgınlık hoşgörü bunlardan bazılarıdır. Anne babayı taklit edebilirler ve bu durum onlar üzerinde olumsuz etkilerde bırakabilir. Sürekli kavga eden aile bireyleri çocuklarına öfkeli olmamayı ve hoşgörülü olmayı öğretemez. Kavga ve hakaretler ile ayrıca anne baba ayrılması endişesi ile büyüyen çocuğun ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenir. Çocuk kavga ortamından uzaklaştırmış olsa dahi gürültülü bir tartışmayı çocuğun duymamasına imkan yoktur. Bu tartışmalar bebeklik döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta ki çocuğu etkiler. Ev içerisinde kavgasız bir ortamda büyüyen çocuklar insanlara güvenebilme, başkasını sevme ve kendi başına yetileri istenilen düzeyde gelişim gösterir. Fakat kavganın eksik olmadığı ortamda büyüyen çocuklarda gözlemlenen bir çok sorun vardır. Okul başarısızlıkları, davranışsal sorunlar,kavgacı ve uyumsuz bir çocukluk görülebilir. Ani şekilde gelişen içe kapanma, uyku sorunları, anne baba yanında uyuma isteği, korku, alt ıslatma, tedirginlik ve kaygılar sonucu depresyona dahi sürükleyebilir. Ayrıca bu durum ileriki yaşamlarını olumsuz etkileyebilir. Yetişkinlik dönemlerinde bazı kişilik bozuklukları gözükebilir. Saldırgan ve öfkeli davranışlar, evden kaçma, yalan söyleme, aile bireyleri ile bağların kopması ve başarısız evlilikler yapmasına neden olabilir.
Ebeveynler nelere dikkat etmeli ?
Anne ve baba çocuğun önünde kavga etmemelidir
Aile içinde ki bu tartışmalara boşanma ayrılma terk etme ifadeleri ve öldürme intihar etme gibi tehditlerinde kullanılmaması gerekir. Bu ifadelerin sıkça kullanılması çocuğun aile içinde ki en ufak tartışmalarda bile büyük kaygılar yaşamasına neden olur. Kavgada çocuğa asla hakemlik rolu verilmemelidir. Çocuğu yanına çekmemeli ve taraf tutması için ona baskı yapılmamalıdır. Ebeveynler öfkelerini çocuğa yansıtmamalı ve onları azarlamamalıdır. Bu kavgalar ile birlikte diğer aile büyükleri taraf tutmamalı ve en önemlisi çocuğa anne veya babasını kötülememelidir. Bu durum çocuğun anne ve babasına karşı iyice soğumasına neden olacaktır. Bu soğuma çocuğun aile ortamında bulamadığı mutluluğu başka yerlerde aramasına neden olabilir. Özellikle babanın anneye fiziksel şiddet uygulaması çocukta hem korkuya yol açar hem de babaya büyük bir öfke duymasına neden olur.
Lütfen yetişkin bireyler olarak çocukların ruh sağlığına önem verelim ve huzurlu ortamlarda mutlu çocuklar yetiştirelim.
Arzu Koçaklı

Olumsuz bakış açıları yüzünden hayatlarını olumsuz yaşıyor insanlar. Hepimiz aynı dünyada benzer sorunları yaşayarak deneyimliyoruz hayatı. Bunları kendi değerlendirme sistemimizden geçirerek yaşadıklarımıza yönelik yargılara varıyoruz. Elbette ki bu işleyiş bu değerlendirme süreci herkes de ayrı işliyor. Değerlendirme dediğimiz zaman en çok pozitif ve negatif düşünme çoğunluktadır. İki ayrı insan aynı olaya çok farklı tepkiler verebilir. Bilmemiz gereken ise bizi mutsuz kılan şeyin yaşadığımız olaylara olumlu ya da olumsuz anlamlar yüklememizden kaynaklandığıdır. Duygularınızı kontrol edemezsiniz ama onları oluşturan düşünceleri kontrol edebilirsiniz. Herkesin kontrol edebildiği tek kişi yalnızca kendisidir.
Bir gün sizi sinirlendiren bir olay başka bir gün sizi tepkisiz bırakabilir bu da değişenin siz olduğunu göstermektedir. Aynı olayı farklı biçimde algılıyor ve yargılıyorsunuz değerlendirme kriterleriniz değişmiş demektir. Neye üzülüp neye sevineceğinizi seçecek olan sizsiniz. Çevremizde ki herkesi değiştirmek mümkün değildir. İnsanları değiştirmek için harcanan zamanı kendinizi değiştirmeye yöneltmek en doğrusudur.
Olumsuz düşünceler olumsuz duyguları tetikler olumlu düşünceler olumlu duygulara ev sahipliği yapar. Pozitif bir hayat geçirmeniz dileğiyle.
OLUMLU DÜŞÜNMEK İÇİN YAPILABİLECEKLER
Arzu Koçaklı
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.