Kategori: psikoloji

  • Kaygıyı (Anksiyete) Önlemek

    Kaygı kişinin korku veya tehdit edici bir duruma karşı verdiği bedensel ve ruhsal tepkidir. Kaygı bozuklukları ise çok sık gördüğümüz ruhsal bir rahatsızlıktır. Birçok kişi hayatının bir döneminde anksiyete yaşamış olabilir. Bazen kaygılı olmak çok normaldir. Fakat kaygı bozukluğu süreklilik gösteren kaygı duygularından oluşur bu nedenle kişinin günlük işlerini aile ve sosyal yaşamını etkileyebilir.

    Yaşadığınız kaygılar sizi sürekli meşgul ediyor yaşamınızı aksatıyor ve fizyolojik sonuçlar doğuruyorsa kaygı bozukluğunuz var demektir. Eğer korktuğunuz durumlardan kaçmaktaysanız ve durum tekrarlıyorsa dikkat edilmelidir.

    Duygusal ve Fizyolojik Belirtileri

    Korku huzursuzluk endişe çaresizlik hissi ve panik olma durumu duygusal belirtileridir

    Çarpıntı kan basıncında değişiklik terleme boğulma hissi nefes darlığı kusma ishal ve bayılma hissi ise fizyolojik belirtileridir

    Kaygıyı Önlemek İçin Yapılacaklar

    Hayat tarzımızı değiştirebiliriz düzenli sağlıklı bir hayat ile sürekli yaşanan stresten uzak durarak kaygıyı önleyebiliriz

    Fiziksel egzersiz spor yapmak işe yarayan yöntemlerden birisidir

    Davranış tedavisi uzmanlar eşliğinde kaygı duyulan durumun üzerine gidilerek yapılan çalışmalardır. Bu şekilde bir tedavi ile kaygı önlenebilir.

    Anksiyete ilaçları kullanılabilir. Psikiyatrist tedavisi sonrası antidepresanlardan yardım alınabilir. Eğer bu süreç içerisine psikolog eşliğinde bir terapi ile destek verilecek olursa iyileşme daha doğru ve kesin olabilir.

    Unutmayalım davranış ve düşüncelerimiz değişirse kaygı ve stresimiz de oldukça azalacaktır.

    Psikolog Aile Danışmanı

    Arzu Koçaklı

  • Sosyal Fobi

    Sosyal fobiyi tanımlamak gerekirse sosyal durumlardan rahatsızlık duyma sosyal ortamlardan kaçınma olarak ifade edilebilir. Çevrelerinde ki insanlardan kendi davranışlarından ötürü olumsuz yargıları olacağını düşünürler. Genellikle rahatsız oldukları ortamlardan kaçınırlar. Eğer uzak duramamışlarsa oldukça kaygılı ve çekingen hissederler. Sosyal fobi yaşayan kişinin yaşadığı bu durum onun yaşamında birçok soruna neden olabilir. Örneğin arkadaşlık ilişkilerini geliştirmekte güçlük çekerler. Sosyal eğlencelere katılmazlar ve karşı cins ile ilişkilerinde güçlük yaşarlar. Eğer sosyal fobi sorunu çözülemez ise bu kişiyi ileride depresif ve mutsuz kılabilir.

    Sosyal Fobi Neden Oluşur

    Birçok nedeni olabileceği gibi bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum

    Geçmişte yaşanılan utanç duyma aşağılanma ve mahcup olma hisler nedeni ile oluşabilir. Kişide bu yaşadığı olayların tekrarlayacağı korkusu vardır.

    Sosyal ortamlar ile ilgili sürekli olumsuz düşünceler taşıyabilirler. Örneğin: kesin rezil olacağım, kimse beni beğenmeyecek, herkes kaygılı olduğumu anlayacak gibi düşünceler olabilir.

    Sosyal ilişkilerde gerekli beceriyi öğrenememiş kişilerde sosyal fobi olabilir.

    Duyulan kaygı hissi sosyal olmayı engelleyebilir.

    Sosyal Fobiden Kurtulmak

    Korkularınıza neden olan düşünceleri değiştirmek büyük bir ilerleme sağlar.

    Olumsuzu düşünmemeli olumluya odaklanmalıyız.

    Gevşeme yöntemlerini deneyebiliriz. Bunlar derin derin nefesler almak, olumlu cümleler ile kendimizi telkin etmek olabilir.

    Ayrıca bir uzmandan yardım alarak sosyal fobiden kurtulabilirsiniz.

    Unutmayın sosyal fobi günümüzde en çok görülen psikolojik sorunlardan birisidir. Her yaş grubunda ortaya çıkabileceği gibi daha çok da kadınlarda gözlenmektedir. Eğer sosyal fobiniz var ve bu durum sizin günlük yaşamınızı etkiliyor ayrıca sizi depresif yapıyorsa yardım almanız faydalı olacaktır.

    Psikolog Aile Danışmanı

    Arzu Koçaklı

  • Panik Atak Rahatsızlığı

    Panik atak aniden herhangi bir yerde ortaya çıkan şiddetli korku ve endişe nöbetidir. Panik atak özellikle ölüm korkusu yaşatan bir nöbettir. Herhangi olumsuz sarsıcı bir olay yaşanmadığı halde beklenmedik bir biçimde ortaya çıkabilir.

    Başlıca Sebepleri;

    Elbette ki nedenleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir

    Bazı fiziksel rahatsızlıklar da neden olabilir örneğin şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kan şekeri düşmesi vb

    Bunların yanı sıra kişinin öncesinde yaşamış olduğu travmatik olaylar ve stresli bir yaşam da panik atağa sebebiyet verebilir

    Elbette ki ruhsal sorunlar en çok etki eden faktör olmaktadır

    Belirtileri;

    Kalp çarpıntısı kalp atışlarını hissetmek

    Terleme titreme

    Nefes darlığı boğulma hissi

    Göğüs ağrısı sıkıntı hissi

    Bulantı ya da karın ağrısı

    Baş dönmesi bayılacak gibi olma

    Ölüm korkusu vb.

    İnsan Hayatını Nasıl Etkiliyor

    Panik atak yaşayan kişiler hastanelerin acil servislerine çok sık gitmektedirler bu da kişileri duygusal ve maddi açıdan yıpratmaktadır. Günlük yapılacak işlerini aksatabilir çevreleri ile problem yaşayabilirler. Panik atak nedeniyle birçok doktora gidip çözüm arayan birçok insan vardır. Tetkikler yapılıp herhangi bir neden bulunamadığında çevresindekiler tarafından ‘ bir şeyin yok ‘ denilerek anlaşılmamaktadırlar. Bu durum kişiyi ruhsal olarak zorlar ve daha çok stres yaşamasına sebebiyet verir.

    Panik Atak Tedavisi Nasıl Yapılır

    Panik atak tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Tedavi sürecinde etkili bulunan ilaçların kullanımı faydalı olacaktır. Bunun için bir psikiyatristten destek almak uygun olacaktır. Bazı durumlar da tedavi sonrası kişinin panik atak rahatsızlığı tekrarlayabilir. Bu nedenle ilaç tedavisi yanı sıra bir psikolog eşliğinde tedaviye destek verilmelidir. Herhangi fiziksel bir rahatsızlığın panik atak belirtilerine yol açıp açmadığına bakılmalıdır. Tedavi de en önemli noktalardan birisi de stres kontrolünün sağlanması olacaktır. Günümüzün en yaygın psikolojik rahatsızlıklarından birisi olan panik bozukluk dikkate alınmalı ve tedavisi sağlanmalıdır aksi takdirde kişi ağır bir depresyona sürüklenebilir.

    Psikolog Aile Danışmanı

    Arzu Koçaklı

  • Depresyon Ve Biz

    Depresyon Ve Biz

    Kelime anlamı olarak umutsuzluk ve karamsarlığın güçlenmesi biçiminde belirtilen ruhsal bozukluk olarak ifade edilebilir. Yaşanılan depresyonun derecesi çok önemlidir. Hafif bir depresyon psikoterapi bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik tedavilere yanıt vermektedir. Fakat daha ağır yaşanmakta olan depresyon da hem ilaç hem de psikoterapi desteğine ihtiyaç duyulur. Depresyon bir duygu durum bozukluğudur. Bu durum birçok belirtinin bir araya gelmesi ile oraya çıkabilir. Anksiyete bozuklukları, boşanma, ebeveyn kaybı, madde veya alkol kullanımı, daha önce yaşanmış depresyon, kişilik yapısı, çocukluk travmaları, ekonomik sorunlar, hormonal değişiklikler bunlardan bazılarıdır.
    Kadınlar depresyonu erkeklere oranla daha fazla yaşamaktadırlar. Ayrıca kadınlar da hamilelik dönemi doğum gibi biyolojik ve psikolojik olarak depresyona neden olabilecek özellikler vardır.
    Çocukluk döneminde de depresyon gözlemlenebilir. Çocuklarda görülen depresyon belirtileri yetişkinlerde görülen depresyon neden ve belirtilerinden farklı olabilir. Örneğin çocuk depresyon sonucunda okul problemleri yaşayabilir anne babayı kaybetme korkusu yaşayabilir bu ve benzeri problemlere karşı ebeveynler dikkatli olmalıdır. Eğer çocukluk dönemi depresyonu tedavi edilmezse bu durum ileriki yaşlarda da devamlılık gösterebilir.

    Depresyonun nedenleri nelerdir

    Depresyonun birçok nedeni olabilir. Bunlar biyolojik genetik ve psikososyal olabilir. Çocukluk dönemi yaşanılan travmalar ile devam eden bir süreç de olabilir yetişkinlik sürecinde yaşanılan sorunlar sonucu da oluşabilir. Bazı nedenleri yazacak olursak;
    Yaşanılan ayrılıklar
    Hastalıklar
    Çevrenin olumsuz etkileri
    Aile içi sorunlar
    Yoğun anksiyete
    Korkular
    Stresli bir yaşam

    Depresyonu azaltmanın bazı yolları

    İnsanlar ile olan iletişiminizi arttırın
    Bir hedefiniz olsun amaçsız yaşamayın
    Kendinizi mutlu etmeye çalışın
    Sağlıklı yaşayın
    Spor yapın
    Bir şeyler yazın
    Başkaları için değil kendiniz için yaşayın
    Aileniz ile daha fazla vakit geçirin
    Geçmişe veya geleceğe odaklı yaşamayın
    Şimdiki zamanı yaşayın
    Olumlu düşünün
    Negatif olana değil pozitif olana odaklanın

    Eğer depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız ve bu durum sizi çok zorluyorsa lütfen profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

    Psikolog Aile Danışmanı
    Arzu Koçaklı

  • Stresle Başa Çıkabilirsiniz

    Stresle Başa Çıkabilirsiniz

    Stres üzerimizde hissettiğimiz baskı gerginlik ve kaygılı olma durumudur. Bildiğimiz gibi günlük yaşamın bir parçası olmakla birlikte her zaman çok kötü bir durum değildir. Eğer stres düzeyiniz hafif derecede ise bu sizin hayatınızda bir takım olumlu gelişmelere yol açabilir. Sizi harekete geçirebilir ve hedeflerinizi gerçekleştirmeniz için tetikleyici bir unsur olabilir. Her insan stresin kaynağının farklı bir nedeni olduğuna inanır örneğin okul, iş ve aile gibi oysaki bu etkenler tek başına stres için kaynak değildir. Burada ki asıl önemli nokta bizim çevremizde ki bu etkenleri algılayış şeklimiz ve içsel tepkilerimizdir. Açıkçası stres için tek neden olaylar değil bizim onlar ile etkileşimimiz de çok önemlidir. 

    Stresli Olduğumuzu Gösteren Bazı Belirtiler

    1. Endişe 
    2. Kaygı ve korku hissetmek
    3. Karamsar düşünceler
    4. Nedensiz ağlamak
    5. Aşırı uyku hali veya uykusuzluk
    6. Aşırı yemek yeme veya iştahsızlık
    7. Sigara alkol ya da ilaç kullanımında artış
    8. Sinirli ya da kontrolsüzlük duygusu
    9. Ellerin terlemesi
    10. Konsantrasyon güçlüğü
    11. Unutkanlık 

    Stres İle Başa Çıkma 

    Stresinizi asıl tetikleyen durumları belirledikten sonra bazı durumların kontrol edilebilir bazı durumların ise kontrolünüz dışında kaldığını kabullenmeniz gerektiğini göreceksiniz. Değiştirilebilir stres kaynakları ile başa çıkmak için probleme odaklı bir çözüm yolu izleyebiliriz. Değiştirilmesi pek mümkün olmayan durumlar karşısında ise o duruma gösterilen duygu ve tepkiler üzerinde çalışmak gerekir. Önemli olan duyguları kontrol etmek ve değiştirmektir.

    Kontrol Edilebilir Durumlar İçin Uygulamanız Gereken Yöntemler 

    1. Yardımcı olabilecek kişilerden bilgi almak 
    2. Sorunların çözümü için bilgi almak
    3. Herhangi bir işiniz için planlı ve düzenli olmanız
    4. Stresi tetikleyen durumlardan kaçınmak
    5. Stres yaratan kişi ile yüzleşmek
    6. Kendiniz ile olumlu telkinlerde bulunmak 

    Kontrol Edilemeyen Durumlar İçin Uygulamanız Gereken Yöntemler

    1. Keyifli etkinliklerde bulunmak 
    2. Fiziksel etkinlik yapmak 
    3. Sosyal destek
    4. Derin nefes egzersizleri yapmak
    5. Size acı veren durumlardan kaçınmak 
    6. Zihinsel dinginlik 
    7. Olaylara iyi tarafından bakabilmek 
    8. Kendi durumunuzun diğer insanlar ile olumlu karşılaştırmasını yapmak

    Kendimizi ne kadar iyi tanırsak kendimize faydamız o kadar çok olacaktır. Stres kaynağımızı tanırsak çözüme ulaşmak daha rahat olacaktır. Önemli olan değiştirebileceğimiz durumları elimizden geldiğince iyileştirmek kabullenmemiz gerekenlere ise destek almak ve biraz da sabır diyebilirim. 

    Arzu Koçaklı

  • Aile İçi Kavga Ve Çocuk

    Aile İçi Kavga Ve Çocuk

    Aile içinde yaşanan kavga ve tartışmalar çocukları olumsuz şekilde etkiler. Özellikle küçük yaştaki çocuklar anne baba tartışmalarına çok fazla tanık oluyorsa aileyi kaybetme ortada kalma korkusu yaşarlar. Ayrıca çocukların büyük çoğunluğu kavgaya kendilerinin sebep olduğunu düşünerek suçluluk hissetmektedir. Çocuklar anne ve babayı model alarak öğrenirler örneğin sevgi öfke kızgınlık hoşgörü bunlardan bazılarıdır. Anne babayı taklit edebilirler ve bu durum onlar üzerinde olumsuz etkilerde bırakabilir. Sürekli kavga eden aile bireyleri çocuklarına öfkeli olmamayı ve hoşgörülü olmayı öğretemez. Kavga ve hakaretler ile ayrıca  anne baba ayrılması endişesi ile büyüyen çocuğun ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenir. Çocuk kavga ortamından uzaklaştırmış olsa dahi gürültülü bir tartışmayı çocuğun duymamasına imkan yoktur. Bu tartışmalar bebeklik döneminden ergenlik dönemine kadar her yaşta ki çocuğu etkiler. Ev içerisinde kavgasız bir ortamda büyüyen çocuklar insanlara güvenebilme, başkasını sevme ve kendi başına yetileri istenilen düzeyde gelişim gösterir. Fakat kavganın eksik olmadığı ortamda büyüyen çocuklarda gözlemlenen bir çok sorun vardır. Okul başarısızlıkları, davranışsal sorunlar,kavgacı ve uyumsuz bir çocukluk görülebilir. Ani şekilde gelişen içe kapanma, uyku sorunları, anne baba yanında uyuma isteği, korku, alt ıslatma, tedirginlik ve kaygılar sonucu depresyona dahi sürükleyebilir. Ayrıca bu durum ileriki yaşamlarını olumsuz etkileyebilir. Yetişkinlik dönemlerinde bazı kişilik bozuklukları gözükebilir. Saldırgan ve öfkeli davranışlar, evden kaçma, yalan söyleme, aile bireyleri ile bağların kopması ve başarısız evlilikler yapmasına neden olabilir.

    Ebeveynler nelere dikkat etmeli ?

    Anne ve baba çocuğun önünde kavga etmemelidir

    Aile içinde ki bu tartışmalara boşanma ayrılma terk etme ifadeleri ve öldürme intihar etme gibi tehditlerinde kullanılmaması gerekir. Bu ifadelerin sıkça kullanılması çocuğun aile içinde ki en ufak tartışmalarda bile büyük kaygılar yaşamasına neden olur. Kavgada çocuğa asla hakemlik rolu verilmemelidir. Çocuğu yanına çekmemeli ve taraf tutması için ona baskı yapılmamalıdır. Ebeveynler öfkelerini çocuğa yansıtmamalı ve onları azarlamamalıdır. Bu kavgalar ile birlikte diğer aile büyükleri taraf tutmamalı ve en önemlisi çocuğa anne veya babasını kötülememelidir. Bu durum çocuğun anne ve babasına karşı iyice soğumasına neden olacaktır. Bu soğuma çocuğun aile ortamında bulamadığı mutluluğu başka yerlerde aramasına neden olabilir. Özellikle babanın anneye fiziksel şiddet uygulaması çocukta hem korkuya yol açar hem de babaya büyük bir öfke duymasına neden olur.

    Lütfen yetişkin bireyler olarak çocukların ruh sağlığına önem verelim ve huzurlu ortamlarda mutlu çocuklar yetiştirelim.

    Arzu Koçaklı

  • Olumlu Düşünmeli

    Olumlu Düşünmeli

    Olumsuz bakış açıları yüzünden hayatlarını olumsuz yaşıyor insanlar. Hepimiz aynı dünyada benzer sorunları yaşayarak deneyimliyoruz hayatı. Bunları kendi değerlendirme sistemimizden geçirerek yaşadıklarımıza yönelik yargılara varıyoruz. Elbette ki bu işleyiş bu değerlendirme süreci herkes de ayrı işliyor. Değerlendirme dediğimiz zaman en çok pozitif ve negatif düşünme çoğunluktadır. İki ayrı insan aynı olaya çok farklı tepkiler verebilir. Bilmemiz gereken ise bizi mutsuz kılan şeyin yaşadığımız olaylara olumlu ya da olumsuz anlamlar yüklememizden kaynaklandığıdır. Duygularınızı kontrol edemezsiniz ama onları oluşturan düşünceleri kontrol edebilirsiniz. Herkesin kontrol edebildiği tek kişi yalnızca kendisidir.

     Bir gün sizi sinirlendiren bir olay başka bir gün sizi tepkisiz bırakabilir bu da değişenin siz olduğunu göstermektedir. Aynı olayı farklı biçimde algılıyor ve yargılıyorsunuz değerlendirme kriterleriniz değişmiş demektir. Neye üzülüp neye sevineceğinizi seçecek olan sizsiniz. Çevremizde ki herkesi değiştirmek mümkün değildir. İnsanları değiştirmek için harcanan zamanı kendinizi değiştirmeye yöneltmek en doğrusudur.

    Olumsuz düşünceler olumsuz duyguları tetikler olumlu düşünceler olumlu duygulara ev sahipliği yapar. Pozitif bir hayat geçirmeniz dileğiyle.

    OLUMLU DÜŞÜNMEK İÇİN YAPILABİLECEKLER

    • Kendinizi sevin
    • Olumlu düşünün
    • Ufak şeyleri dert etmeyin
    • Kusursuz olamayacağınızı kabullenin
    • İçinde bulunduğunuz anı yaşamayı öğrenin
    • Herkese tanımadıklarınız da dahi gülümseyerek merhaba deyin
    • Spor yapın
    • Erken uyanın
    • Daha fazlası daha iyidir diye düşünmekten vazgeçin
    • Kendinizi ve başkalarını suçlamayı bırakın
    • Her gün kendinize biraz zaman ayırın
    • Unutmayın hayat bir günü iki defa yaşayamayacak kadar kısadır
    • Dua edin
    • Şükredin

    Arzu Koçaklı