BİR ÇOCUK BİR KADIN

Tanrının dokunduğu her şeyde kendisinden bir parça olduğunu duymuştum. Peki ya biz kadınları yaratırken, bize bıraktığı o muhteşemlikleri ve benzersizlikleri görebiliyor musunuz? Peki ya biz kadınlar bu evrenin içerisinde ki önemimizi ve değerimizi biliyor muyuz?

Yaşadığımız yüzyıl içerisinde halen arka plana iteklenmiş kadınların varlığı oldukça üzücü ve büyük bir kayıp. Birçok nedenden ötürü meydana gelen bu yaklaşımlar, toplumun en küçük ve değerli yapı taşı olan aile olmak üzere bütünüyle bir milletin geleceğini dahi kaçınılmaz bir biçimde olumsuz yönde etkilemektedir. İnsan değerlidir ve bir başka insanın karşısında ki bu beşeri varlığın değerini bilmeyişi haksızlıkların, ayrışma ve kopuklukların temelini oluşturabilir.

Peki kimler neden ve nasıl oluyor da kadını ön sıralardan alıp en arka sıralara atıyor?

Sanıldığı gibi bu zihniyet, sadece erkeklerin kadınlar üzerinde uyguladığı bir soyutlamanın çabası değil, daha derinlikli ve ürkütücü başka temel yaklaşımların ortaya çıkartmış olduğu çürümüş, kokmuş ve zehirli bir meyvedir.

Ailenin önemi yani anne ve babanın insana, kadına ve yaşam haklarına karşı tutumları çok önemlidir. Dünyamıza merhaba diyebilmiş her bir çocuğun sağlıklı düşünceler ve davranışlar üretebilmesi için ebeveynlerin rolü çok büyüktür. Ortalama sıfır-altı yaş arası her insanın kişilik gelişiminin büyük bir bölümünün tamamlandığı yıllarıdır. Çoğunlukla bu yaş gurubunda bulunan çocuklar anne, baba veya herhangi bir başka yetişkin tarafından yetiştirilmektedir. Bakış açımızı ilk olarak çocuktan ziyade çocuğa eşlik eden yetişkinler üzerine getirecek olursak, ortaya çok basit fakat hayati derecede önemli bir sorumluluk çıkıyor.

Annenin eğitimli, bilinçli oluşu son derece değerlidir. Bir anne hem kız çocuğunu, hem de erkek çocuğunu dünyaya getiren ve diğer yetişkinlerden daha uzun süre çocuk ile vakit geçiren kişidir. Annenin henüz küçük bir kız çocuğu olduğu yıllarda, onu yetiştiren kişilerin kendisine bir kız çocuğu olduğu için daha az değerli olduğu öğretilmiş ise işte bu büyük bir problemdir. Bu problem o küçük kız çocuğunun bundan sonra ki hayatının bir çok evresinde acımasızca zihninin bir köşesinde onunla birlikte yaşayacak ve onun da bu doğrultuda yaklaşımlar göstermesine sebep olacaktır.

Bir çok insan çocuk yetiştirmenin kolay olduğunu veya çocuklarına zaten uyguladıkları baskıcı davranışlar ile onları büyütebildiklerini sanmaktadırlar. Yalnız unutulan en önemli şey her çocuk elmas kadar değerlidir, ilgi ve özen gösterilmeyi bekleyen eşsiz bir varlıktır. Bunları düşünerek dünyamıza çocuk getirmeyi planlayan ailelerin çoğalmasını ummaktan başka bir şey dileyemiyorum.

Yetişkin kişi çocuğa öncelikle sevgi aşılamalı kendisini, insanları ve diğer tüm canlıları ayrıca yaşamın kendisini de sevebilmesi gerektiğini öğretmelidir.

Kız çocuklarını okutun, kız çocuklarına onların ne kadar değerli olduklarını ve erkek kardeşlerinden herhangi bir farkları olmadığını hissettirin. Bu büyük adımı atarak sizlerin de gelecek nesillerinizin heba olmasını engelleyebilir, kadına daha da önemlisi bir insana verilmesi gereken değeri öğrenebilmeleri için fırsat vermiş olursunuz. Ayrıca erkek çocuğa da kız çocuklarının değerini, elbette ki bir erkek çocuk olarak onun da varlığının öneminin çocuğa sevgi dolu bir dil ile aktarılması gerekmektedir. İyi derece de gelişmiş, birlik içerisinde ve zihnen daha sağlıklı bireylerin yaşam sürdüğü bir toplum için eğitimin, çağdaşlığın ve cinsiyetlere karşı eşit bakış açısının önemini unutmamalıyız bu doğrultuda yaşamalı ve yaşatmalıyız.

Kadındır kadını da erkeği de yetiştiren,

Daha fazla kadınlar uyanmalı ve aydınlanmalıdır,

Yoksa nasıl görür de nasıl gösteririz önümüzde beliren o ışıklı yolları..

Arzu Koçaklı